Siyasal İletişim ve Kitle Manipülasyonu

Siyasal iletişim, bireylerin veya toplulukların girdiği iktidar mücadelesinin bir aracıdır. Propagandadan baskı gruplarına, halkla ilişkilerden medya manipülasyonuna, beyin yıkamadan siyasal reklamcılığa, çok geniş bir yelpaze içindeki siyasal amaçlı tüm iletişim etkinlikleri bu kapsamda yer alır. Siyasal reklamcılık ise 1950’lerden itibaren kitle toplumlarında siyasal iletişimin bir uygulaması olarak ortaya çıkmıştır. Siyasal iletişim, siyasal reklamcılık ve propaganda birbirinden farklı özellikler göstermektedir.

Siyasal iletişim ve propaganda, politikanın tüm alanlarını ve geniş bir zaman dilimini kapsayan bir özelliğe sahipken, siyasal reklamcılık seçim dönemleriyle sınırlı bir etkinlik durumundadır [1].

Günümüzde siyasal iletişim ve siyasal reklamcılık gibi kavramlardan söz ediyoruz fakat en başlarda sadece propaganda vardı. Reklam ve reklamcılığın gelişimine bakıldığında, başlangıçta propaganda ilkeleri kullanılarak adeta tezgahtarlık yapıldığı görülmektedir. Propaganda en basit tanımıyla kamuoyunu ve toplumu belirli bir yönde etkileme, onlara bir düşünceyi benimsetme ve bu faaliyetler doğrultusunda eyleme geçirtmek için kullanılan bir iletişim faaliyetidir. Propagandanın başlangıcı, topluluk haline gelen insanın egemen bir güç arayışı kadar eskidir. Bu egemen güç(yönetici-iktidar) arayışı ise politikayı ve propagandayı başlatan unsurdur. Bu durum ikna ve hatiplik olgusunu da beraberinde getirmiştir. Kendi üstünlüğünü kurmaya çalışırken kalabalığın hoşuna gitmeyi amaçlayan hatip, iktidar arzusunun kölesidir ve tamamen sahte değerler düzeni içinde iş görür [2].

Propaganda bu kadar eski olmasına rağmen, ilk profesyonel örneğini birinci dünya savaşı ve özellikle ikinci dünya savaşı esnasında göstermiştir. Bunun en büyük nedeni ise kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ve hızlı gelişimidir. Propaganda savaş sırasında ülkede morali yüksek tutmak amacıyla ve düşmana karşı psikolojik bir silah olarak kullanıldı. Savaş propagandasını geliştirip sistemleştiren İngilizlerdir. Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru Haberalma servisi, hükümetin propaganda çabalarını oluşturup biçimlendirdi; bu konu üzerine yapılan araştırmaları derleyen incelemeler, ülke dışındaki tüm birimlere dağıtıldı. İngilizlerin propaganda faaliyetleri o kadar gizliydi ki bu sözcüğün Encyclopedia Britannica’ya ilk kez girişi ancak 1922’de, Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra olmuştur [3].

Başkan Wilson propagandayı hükümeti desteklemek amacıyla kullanan ilk dünya lideriydi. ABD 1917’de Almanya’ya savaş ilan ettiği zaman, CPI (Committe on Public İnformation) adlı kurumu oluşturdu; böylece propaganda ilk kez modern bir hükümet tarafından da dünya çapında yaygınlaştırılmış oluyordu [4].

Birinci Dünya Savaşı’na modern propagandanın başlangıcı diyebiliriz ancak en önemli propaganda çalışmasını Nazi Almanya’sı gerçekleştirmiştir. Propaganda ilkelerini uygulayarak iktidar olan Hitler, propagandayı o kadar önemsemiştir ki 1933’te Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı oluşturarak başına, kendisine seçimi kazandıran Gobbels’i atamıştır. Bu gelişim süreci de elbette kitle iletişim araçlarının gelişimiyle paraleldir. Özellikle televizyonun gelişimiyle propaganda şekil değiştirmiş ve kendisini bugünkü siyasal iletişim ve ticari reklamcılık içerisinde kaybettirmiştir. Hepsinin temelinde ikna sanatının yattığını düşünürsek 1950’lerden bu yana geleneksel propagandanın yerini reklamcılığın alması şaşırtıcı değildir. Aradaki fark ise zaman kullanımıdır. Propaganda uzun vadeli bir hedef ve süreç içerirken, reklam kısa vadede sonuç arar.

Toplum propagandayı, propaganda ise siyasal iletişim ve siyasal reklamcılığı doğurmuştur. Hepsinin temelinde yer alan hitabet ve ikna ise konumuzun mihenk taşıdır. Propaganda ve siyasal iletişimin 1950’den bu yana gösterdiği inanılmaz gelişim kitle manipülasyonunu öyle bir hale getirmiştir ki seçilmiş yalan sürekli kayıtlara geçerek sonunda bir gerçek olacaktır [5]. İkna ve kitle manipülasyonu, günümüzde dünyanın her ülkesinde iktidarları ve kamuoyunun tutumlarını belirlemekte rol oynamaktadır. Toplum var olduğundan beri var olan ikna, kitle manipülasyonu ve propaganda unsurları öyle gözüküyor ki dünyanın sonuna kadar da var olmaya devam edecektir.

Emirhan UYSAL

DİPNOTLAR VE KAYNAKÇA

  • Erol Çankaya, Gösteri Demokrasisinde Siyasal Reklamcılık, Boyut Yayıncılık, 2008
  • Aristotales, Retorik, Yapı Kredi Yayınları, 1998
  • Anthony Pratkanis-Elliot Aronson, Propaganda Çağı, Paradigma Yayınları, 2008
  • Gilles d’Aymery, Gösteri Demokrasisinde Siyasal Reklamcılık, Çeviren: Erol Çankaya Boyut Yayıncılık, 2008
  • George Orwell, 1984, Can Yayınları, 1999