Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve Zorunlu Hizmet Yükümlülüğü

6514 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”), 18 Ocak 2014 tarih ve 28886 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun’da sağlık personelinin atanma usulüne ilişkin 43. maddede yer alan düzenlemeye ilişkin görüş ve tespitlerimiz aşağıdaki gibidir.

Kanun’un 43. maddesi ile 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 4. maddesinin ikinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere: “Ancak beşinci ve altıncı grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile Bakanlar Kurulunca tespit edilecek il merkezi ve il merkezlerine bağlı yerleşim yerlerinde Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirenler, tekrar Devlet hizmeti yükümlüsü olduklarında istekleri dışında bu yerlere atanamazlar.  cümlesi eklenmiştir.

Eklenen bu cümleyle birlikte ilgili Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu uyarınca, 5. ve 6. Bölgeler’de, devlet hizmet yükümlülüğünü yerine getiren sağlık personellerinin atamaları açısından idarenin takdir yetkisi, bu personelin “istek ve iradeleri” bulunması kaydıyla kullanılabilmektedir.

Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun uygulama çerçevesi, “kanunların yürürlüğe girdiği tarihten itibaren meydana gelen olay ve olgulara uygulanacağı” kaidesi uyarınca; sadece 18 Ocak 2014 tarihi itibariyle, 5. ve 6. Bölgeler’deki devlet hizmet yükümlülüğünü yerine getirmiş ve bu bölgeler dışında halihazırda çalışan, bu sene içerisinde yeniden ataması yapılacak devlet memurlarını kapsamaktadır. Ancak devlet hizmet yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen gene bu bölgelere kendi istek ve iradesi dışında atanarak hâlihazırda çalışmaya devam eden ve bir sonraki atama dönemine uzun müddetler bulunan sağlık personellerini eşitlik ilkesine aykırı olacak bir şekilde kapsamamaktadır.

Anayasa’nın 10. maddesi, devlet organlarının ve idari makamların bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesini gözetmeleri gerektiği hükmünü amirdir. Yani idare, hukuki bir işlem tesis ederken aynı statü ve konumda olanların aynı koşullara tabi tutulması ve  hukuk devleti ilkesi çerçevesinde eşit bir şekilde muamele görmesini sağlamakla yükümlüdür.

Bu bağlamda; değişiklik yapılan Sağlık Hizmetleri Kanunu uyarınca, zaten  5. ve 6. Bölgeler’de devlet hizmet yükümlüsü olarak memuriyet görevini ifa edenlerin bir sonraki atama dönemine kadar çalıştırılması ile “kanuni yükümlülük kaldırılmasına rağmen” yine halihazırda 5 ve 6. Bölgeler’de sağlık personelinin çalıştırılmasının eşitlik ilkesine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, idareye “kanunlar çerçevesinde işlem ve eylemde bulunmayı” emreden “yasal idare ilkesi” ne de aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Ömer Faruk ALİMOĞLU