Kitap, Teknoloji ve Felsefe

Hayat, kısa ancak rasyonel bir yolculuk…

Bu yolculukta ise kitapların önemi su götürmez bir gerçek. Gelin kitapları yolculuğumuza davet edelim; edebi sınıflandırmalarıyla bize ne demek istediklerini günümüz teknolojisine de uyarlayarak örneklerle anlamaya çalışalım.

Esasında “Yol bir yere gitmez, o bir durma biçimidir.” diyen bir şair ve “Önemli olan sonuca ulaşmak değil yolda çekilen çiledir.” diyen bir feylesofun bize anlatmak istedikleri geniş anlamda yorumlanırsa örnekler daha yoruma açık, eleştirilebilir hale gelecektir. Bu nedenle bunları şimdilik burada bırakıyorum.

Yolculuğumuza hızlı bir giriş yapalım.

Bestseller: Edebi açıdan bir değeri olmasa da mesele yol olduğundan yolculuğunuz yorucu geçmesin ve mümkünse hava yolculukları gibi hemen bitsin diyorsanız bu tür kitaplar tam sizlik! Havalimana girişten itibaren sizi karşılayan konforun göz alacılığından ve aprona geçene kadar yapılan kontrollerden kafanızı kaldırıp etrafınıza bakmaya zaman bile bulamıyorsunuz. Duty free’de geçen kısa bir gözetleme merakından sonra artık uçaktasınız. Son kontroller sizinle pek alakadar değil. Yolculuğunuz da kaptanınızın ve kulenin koordinasyonu eşliğinde başladı bile. Çok kısa bir sürede rüya aleminin üstündesiniz ve şanslıysanız bulutlar etrafınızda dans etmekte. Pek tabi iniş esnasında bir burukluk olsa da sizin için önemli olan sadece bir yerden başka bir yere gitmekten ibaretti. Yolculuğunuzu pek de birşey öğrenemeden sonlandırıp kitabınızı rafınızda ona ayrılan yere bırakabilirsiniz. Yorulmadan başka yolculuklara hazırsınız artık. Başka yolculuklar için NY Times’ın “Gerçekten inanılmaz, muhteşem bir başyapıt!” gibi abartılı cümlelerini takip etmeye devam edebilirsiniz.

Roman: Yolculuğunuzu tren yolculuğu gibi daha samimi hale getirmek istiyorsanız bu türü kaçırmayın derim. Şimdi Haydarpaşa’dan kalkan trenin sesini duydunuz ama sizinki bir sonraki. Girizgahınıza Kadıköy sahil betimlemesini ekleyip yola çıkıyorsunuz. Sizin için yavaş başlayıp yer yer hızlanacak bu yolculuğun en keyifli dakikaları manzaranın sürekli değişecek olması. Ormanlardan dar geçitlere, tünellere ve özellikle sizi en fazla yoracağını düşündüğüm her durulan garda sürekli değişen yan koltuk arkadaşlarıyla tanışmak zorunda kalışınız… Yolculuk sizin için bu açıdan zevkli geçse de yorucu olmaya başladı, bir an önce sayfaları çevirme gayesindesiniz. Bitiminde ise sizde uyandırdığı en güvenilir taşıt olma hissinin çekiciliğiyle bir sonraki yolculuklara daha tecrübeli olarak hazırlaması da yolculuğunuzun pozitif hanesine eklenmiş bir durumdur.

Öykü: Yolculuklarınızda çekirdek kadro olmasını arzuluyor ve durakları kendiniz belirlemek istiyorsanız doğru yerdesiniz. Evinizin önündeki son ya da ilk model hızlı arabanıza bir anda oturursunuz. Hususi arabaların dahi uzun yolculuklara çıkarken bir hazırlık dönemi olur ancak bu diğer yolculuklar gibi komplike değildir. Sıradan bir yağ değişimi ve tekerlerin hava kontrolu ile derhal yola revan olunur. Arabayı siz kullanmıyorsanız yolun verdiği samimiyeti yakalayıp etrafınıza dalabilir, arada bir çekirdek kadronuzla tekrara düşecek hoş sohbetinizi yapabilirsiniz. Trafik kuralları gereği kısa bir süre sonra durmak ve dinlenmek zorunda kalışınız, dilediğiniz yerde mola verme özgürlüğü sizi hep en başa götürecektir. Yolun sonunda ise sizden istenilen örneğin İstanbul’dan Antalya’ya gelene kadar neler yaşadıklarınız olsa da anlatıcı olarak yaptığınız yolculuğu molalara bölmek zorunda kalacaksınız.

Şiir: İşte en karamsar, en çarpıcı ve “metal yorgunluğuna” sebebiyet verecek deniz yolculuğuna çıkmak üzeresiniz! Bu kadar dalgalı bir ortamı dörtlük/dize/mısra gibi araçlar ile taşımak zorundasınız. Zira nesre düştüğünüzde denizin tutması an meselesi olmakla beraber uyaklamak sizin için artık marifet halini alacaktır. Olmayan sevgili, olmayan çiçekler, olmayan bir orman ve sayısız balık ile yolda daha önce şişesine bırakılmış sevda sözlerini bulursanız, şanslısınız demektir. Çıktığınız yolculuğa koylar da dahilse burada karşılaştığınız sevdalar sizin için umarsız ama daha sonraki dalgalanmalarda anlatmaya değer olacaktır. Tutunacak dal bahşetmemiş olan denizde sizi hayale tutacak olan tahdidi beyanlarınızdır. Yolculuğunuzun sonunda üzgün, mutlu, hüzünlü ya da sevinçli olmanız şaşkınlığa sebebiyetvermeyecektir. Zira deniz yolculuğunu çekici kılan Titanikleşmesidir. Merak etmeyin, “Bu gemiyi Tanrı bile batıramaz.” demiyorum.

Bilimsel kitaplar: Şu ana kadar yaptığımız örneklerde neredeyse bütün teknolojik yolculuk türlerini kullandık. Geriye bizim için pek birşey kalmadı denilebilir. Bizim için diyorum ve buradaki kastımın orta zekalılar olduğunu belirtmek istiyorum. Zira hiçbir orta zekalı, şayet ibadethanede ayakkabısı çalınmadıysa, bir yolculuğa yalın ayak çıkıp sonrasında kendisini afilli bir kapsülün içinde Mars’a koloni kurmak üzere yolculuğa çıkmak üzere olduğunu hayal edemez. Zira taştan teker yapmak marifet gerektirmese de teker yapmayı hayal etmeden uzay aracının tasarlanamaz. Ancak yolculuk bu şartlar oluştuğu takdirde başlayabilir, diğer hallerde yalın ayağa batan keskin taşlar canını acıtmaya devam edecektir.

Bir ayrıcalık! Felsefi/sosyoloji/psikoloji temalı ve tür ayırt etmeyen kitaplar:

Bundan önceki edebi yolculuk türlerinin tamamında yolculuklarınız bir şekilde noktalanmak zorundaydı. Esasında birçok fizikçinin de kabul ettiği üzere, hareket halindeki cisimler üzerinde yolculuk yapabilmeniz için behemehal ondan daha hızlı olmanız gerekmektedir. En başta şairin de söylediği durma biçimi halini alan yol, sizler için sadece göreceli bir yolculuk halini alabilir. Tüm bu yolculuklarda yaşanılan ifsadi yaklaşımlar, müstekreh, istikrahi, süfli veya mutluluk verici durumlar olayı muzaaflaştırır. Felsefik, sosyolojik ya da psikolojik türlerde ise yolun var olup olmadığı tartışmalıdır. Neredeyse bütün feylefoslar sonucunu göremediği yolculuklara çıkmamış, cümlesini tamamlamamış ve hatta ona başlamamıştır. Yapılan bütün subjektif yorumları objektifmiş gibi kullanmak onların değil bizim yorumumuzdur. Zaten onların yol bile demediği yerde yolculuk yapmaktır cüce gezegeni fotoğraflamak. Cücelerin de bir kalbi olduğunu hangimiz hayal edebilirdik mesela? Bu tür kitaplar ile yolculuk yapmayı keyifli kılan da sanırım bu özellikleri. Çünkü durulan bir yolda karşılaşılan durumları zaman zaman hayret, zaman zaman hasetle karşılamak ve onları eleştirmek kolay bir iş değildir. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, hiç kesişmeyecek yollar ve hiç yapılmayacak yolculuklarda, hiç tanımadığınız insanların meteforik yolculukları hakkındaki tahayyül ve kanıtlama çabası, bizleri onlara her zaman diğer yolculuklardan başka ayrıcalıklar tanımak zorunda bırakmıştır.

Hülasa! Alınmak üzere olunan kitap, kitabın değeri ve teknolojik yaklaşımları ile yaptığımız tür seçimleri bizlerin yolculukta arzulanılan konfor,  zamansal ve mekansal beklentiler, arkadaşlık çeşitlemeleri, varılmak istenilen nokta veya noktalar, konumsuzluk vb. etkenlerin bizler üzerinde yarattığı algının bir sonucu olarak satın alınmak üzere raflarda sizleri sabırla beklemektedirler. En başta söyledigimiz gibi, hayat kısa ama rasyonel bir yolculuk. Gelin bu kısa yolculukta siz siz olun, yolsuz kalmayın.

Muhammet ALİMOĞLU