Katil Kim?

Katil kim efendiler? Katil kim? Tetiği çeken parmak mı? Namludan çıkan kurşun mu katil? Görünen o ki; 1978’den bu yana, Doğan Öz’den bu yana otuz yedi yıldır bu ülkede hiçbir şey değişmemiş. Perdenin ardındaki karanlık el, “şartlar olgunlaştığı zaman” kuklalarını oynatmaya devam ediyor hala…

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın “faili meşhur” bir cinayetle şehit edilmesinin üzerinden çok bir zaman geçmedi. Bu nedenle olaya ilişkin yazılan çizilen, üretilen teoriler hep havada kalmakta. Ama şu da bir gerçek ki; bu meşum cinayetin üzerinden ne kadar süre geçse de tam olarak aydınlatılabileceğini ummak, ülkemizin geçmişi göz önüne alındığında hayalperestlikten öteye geçmeyecek gibi görünmektedir.

Esasen bu cinayet bir bakıma sonuçtur. Bölük bölük ayrılmış, düşünme yetisini kaybetmiş, en önemlisi vicdanını çıkarlara ve tabulara değişmiş bir topluluğun meyvesidir bu cinayet: Bir yanda adaletin devlet erki dışında birtakım kişi yahut topluluklarca aranmasını “gayrimeşru” görmeyen ve bunun yanında kendini aydın olarak tanımlayan, günümüz iktidar kavramından ve iktidarın kaynağını izah eden teorilerden bihaber bir güruh; diğer yanda şehidimizin kanını söylemleriyle kirleten siyasi çevreler ve destekçisi organizasyonlar… Hatta ülke tabanına kadar yayılan, işbu terör eylemi ve şehidimiz üzerinden vatandaşlarımızın birbirlerine karşı takındıkları nefret söylemi…

Peki katil kim?

Evet, elbette bu cinayetin failleri, savcımızı rehin alan iki teröristten başlayarak en nihayetinde cinayet emrini veren erklere kadar uzanan bir zincir halindedir. Zincirdeki tüm halkaların tek tek izini sürmek, en az şehit savcımız kadar şeref sahibi olan tüm hakim, savcı, polis ve avukatların boynunun borcudur. Ancak bu zincirlerin birbirine eklenmesini sağlayan, bu odakların güçlenmesine “çeşitli sebeplerle” göz yuman, hatta kimi zaman onları besleyen bu hastalıklı zihniyetler cinayetin neresindedir? Sadece Savcı Bey’in katli noktasında değil, bir hukuk öğrencisinden bir terörist yaratan, maktulün de katilin de aynı tornadan geçmesine rağmen birini tetiğin, diğerini namlunun ucunda konumlandıran bu cinayette vicdan yükü kimin üzerindedir?

Unutmamak gerekir ki; toplumlar hak ettikleri biçimde ve idrak çerçeveleri sınırlarınca yönetilirler. Nizamü’l-mülk’ün Siyasetname’sinde dediği gibi; küfür ile belki amma zulüm ile payidar kalmaz memleket.

Söyleyin efendiler, kendi kendinin zalimi olmuş toplumumuzda gerçek katil kim?

Rasim Can ÇAKIR