Kapalı Bir Toplum: Yezidiler

Yezidilik, Ortadoğu merkezli ve Kürt Aşiretleri tarafından benimsenen bir din olarak bilinmekte. Yezidiliğin kökleri her ne kadar Ortadoğu’ya dayanıyor olsa da, Yezidiler bir çok tarihi kaynakta sırları çözülememiş bir topluluk olarak geçer. Yezidi ismi, Farsça ‘Yezdan’ kelimesinden gelmiş olup ‘Tanrı’ anlamını taşımaktadır. Kürtçe ismi ise یَزِیدِیَانْ ‎ veya Êzidît’dir. Kürtçe’deki ‘Ê’ harfi uzun okunduğu için Ezidi denilir. Yezidiler ‘Ateşperest’ veya ‘Şeytana Tapanlar’ olarak bilinmektedir. İslami usûlleri olan bu dinin Haricilikten kaynaklandığı belirtilmektedir.

Şeyh Adi bin Musafir tarafından şekillendirilen Yezidilik’e inanların çoğu Kürt kökenlidir. Yezidilerin büyük bir kısmı Musul’da yaşamaktadır. Irak, Türkiye, Suriye, İran ve Ermenistan gibi birbirine yakın bölgeler de yerleşim alanlarından bazılarıdır. Bulundukları coğrafyaya göre Türkçe, Arapça ve Kürtçe konuşan topluluğun 1912’lerde yapılan sayımlara göre Doğu Anadolu’daki 6 vilayette 37 bin nüfusa sahip olduğu görülmüştür.1970’lere kadar bu sayı 80 bini bulmuş ancak 1980 sonrası, Yezidilerin Avrupa’ya göç etmesi sonucu sayıları 3 binlere kadar düşmüştür. Özellikle Almanya’da sayıları bir hayli fazladır.

Yezidilik anlayışına göre Tanrı, dünyanın sadece yaratıcısıdır ancak onun sürdürücüsü değildir. Bu görev, büyük melek olan Melek Tavus’a verilmiştir.  Melek Tavus, semavi dinlerde anlatılan ‘Şeytan’dır. Yezidilere göre Şeytan ve Tanrı eşit güçtedir. Tanrı’nın insanın önünde diz çökmesi isteğine uymaması, Şeytan’ın asaleti olarak görülür ve Melek Tavus’un Tanrı tarafından sınandığı belirtilir. Yezidilere göre , Melek Tavus bu sınavı başarı ile verip tüm insanlığın ve dünya işlerinin başına geçme hakkını kazanmıştır. İnançlarına göre Melek Tavus’un cehennemde 7 bin yıl tövbe edip gözyaşıyla 7 testi doldurduğuna ve gözyaşlarıyla cehennem ateşini söndürdüğüne inanılır. Dolayısıyla, onlara göre insanların günahlarından dolayı cezalandırıldığı cehennem diye bir yer yoktur.

Şeytan’a tapmaktan ziyade korkarlar, bu yüzden ona saygı gösterirler. İnançlarına göre kötülük ve iyiliğin kaynağı Melek Tavus’tur. Güneş doğarken ve batarken yüzlerini güneşe dönerek secde ederler. Mushaf-ı Reş (Kara Kitap) ve Kitab el Celve adında kâinatın yaratılışı ile Yezidilik’in esaslarından bahseden iki kutsal kitapları vardır.

Yezidilik hiyerarşik bir özellik taşır. Adani, Şemsani ve Katani olmak üzere üç tane önemli aileleri vardır. Yezidilerin önderi olan ‘Mir’ Katani ailesindendir. Hiyerarşik düzenin en tepesinde bulunan şeyhleri bu ailelerden seçilir.

Yezidiler, yaşadıkları bölgelerde özellikle Müslüman Türkler tarafından toplum hayatına alınmamıştır. Ortadoğu’nun dışında, özellikle Sovyetler Birliği Dönemi’nde Orta Asya ve Kafkasya’da da Yezidiler kaynaklarda dışlanan topluluk olarak yer alır. Shirin Akiner’in Orta Asya gözlemlerini aktardığı eserinde; “Sovyetler Birliği’nde birçok müslüman tarafından İslam dininde görülmeyen iki grup daha vardır. Bunlar Bahailer ve Yezidilerdir. Bahailer, Hristiyanlık ve İslami usulleri birleştiren İranlı Bahaullah’ın taraftarları olan birkaç bin kişilik gruptur. Yezidiler ise, Nesturilik, Hristiyanlık, Yahudilik, Maniheizm, Zerdüştlük ve İslam unsurlarını birleştiren sentetik bir dindir. Sadece Kürt Aşiretleri, Yezidi’dir.” bilgisi mevcuttur. Orta Asya ve Kafkasya’daki Milliyetçilik akımlarının ağırlıklı olarak din ve ırk eksenli olması da bu dışlanmanın sebebidir.

Özellikle son dönemlerde ismini çok duyduğumuz ‘Yezidiler’, İslami unsurlar taşıması sebebiyle, İslamiyet’in bir parçası gibi gösterilse de müslümanlar tarafından kabul görmemişlerdir. Yezidilik ile alakalı kaynaklarda tam olarak hangi dinlerden etkilendiği dahi çözülememiştir. Halen kapalı ve sırları çözülememiş bir din olma özelliğini gösterir.

Merve Rabia MERAL

KAYNAKÇA

Shirin Akiner, Sovyet Müslümanları

Abdülbaki Gölpınarlı, Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatler

İhsan Süreyya Sırma, “Yezidiler”, İA, XIII/417, 1967