Görüş-Görev

İnsan, topluma katabildiği değer ölçüsünde, o topluma olan aidiyetlik duygusunu kazanır. Toplum ise insanları bütünleştirebilme ve bireysel özgürlüğün tesisine bağlı olarak kendi devamlılığını sağlar. Hem fikren hem de eylemsel ölçüde dayanışmaya sırt çevirmiş toplumlarda ise bireylere sağlanan güven ve aidiyet ortamı sınırlı kalmaktadır. İnsanı; hem bireysel anlamda özgür hem de toplumsal anlamda bir arada tutabilecek olan şeyler ise düşünce ve bu düşünceyi ifade edebilme becerileridir. İşte bu doğrultuda İstanbul Fikir Enstitüsü olarak bizler fikrin gücüne inanan gençler olarak 29 Mayıs 2013 tarihinde bir hedef etrafında bir araya geldik.

Dünya’daki çağdaşları ile kıyaslandığı zaman Türkiye’deki düşünce kuruluşları, fikir kulüpleri ya da istişare platformları toplumsal konulara ya tek bir disiplin üzerinden bakmakta ya da dar bir bakış açısıyla yanlı bir değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Öte yandan bu fikir birliği kurumsallaşması ele alındığında Türkiye’de çok başarılı örnekler ortaya çıkmıştır. Araştırma alanlarında ise nitelikli rapor ve analizler mevcuttur. Ne var ki bunlar da akademik yükselmeyle bağlı olarak yılların birikimi sonucu kıymetli büyüklerimiz tarafından ortaya konulabilmektedir. İşte tespit ettiğimiz sorun da tam bu noktadan itibaren başlamaktadır. 2014 yılındaki Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerinin de kesin bir şekilde kanıtladığı rakamlara göre Türkiye nüfusunun %41,1’ini çocuklar ve genç nüfus oluşturmaktadır. Türkiye’nin fen ve sağlık bilimlerinde genç nüfustan yararlanma olanağı ve onları uzmanlaştırma kapasitesi daha etkin bir yapıdayken sosyal bilimler alanında Türkiye’deki bir gencin ortaya bir tespit ya da eser koyması giderek daha da zorlaşan bir durum halini almaktadır. Bunun sebeplerini başta lisans eğitimlerinin fikir üretiminden ziyade meslek odaklı hale gelmesi ve fikir üretecek genç beyinlerin üniversitelerde lisansüstü eğitimlerine devam etmemeleri olarak gösterebiliriz. Bunun sonucunda ise akademik camiada çekirdekten “fikir üretme” odaklı akademisyenlerin yetişmesi zorlaşmaktadır. Sorunun bir diğer boyutu ise dünyadaki örnekleri ile karşılaştırdığımızda Türkiye’deki gençlik STK’larının ve genç düşünürlerin akademik camia, medya, siyaset ve hayatın içindeki reel yaşamda geride kaldıklarını görmekteyiz. Yukarıda bahsettiğimiz tablo sadece daha ileriye ve daha güzele ulaşmak için eksikliklerimizi belirtse de her gün uyandığımızda ufka bakarken Türkiye’nin geleceğinin bizler olduğu bilincinden bir saniye olsun ayrılmıyoruz. Biz gördüğümüz umudu, çabayı, çalışmayı ve gayreti kendi aramızda daha çok paylaştıkça çoğalacağını biliyoruz. Hatalarda ısrarcı olmamanın, hoşgörüyü destur edinen çalışmanın ve merkezine “insan ve toplumu” ayrım gözetmeksizin koyduğumuz her halis niyetin başarıya ulaşacağının bilinciyle yola çıkıyoruz. Medeniyet ancak onu besleyen kökleri ve özünü aktaracağı dalları olduğu sürece canlı durabilir. Fikriyatın ve çağlar arası aktarımının olgunlaşması için toplumdaki yegâne unsur genç nesildir. İşte bu yola çıkarken de en büyük dayanağımız bu unsurlardır.

İstanbul’un Antik Yunan’dan günümüze taşıdığı evrensel bir değerinin olduğunu kabul ederek bu yola çıktık. İnsanlığın başkenti olmaya aday bu güzel şehrin bin bir farkıyla asırlara rağmen ayakta kalması misali bizler de bir medeniyet inşası için ortaya çıkan her farklı fikrin bir bütün oluşturabileceğini ve İstanbul gibi asırlara meydan okuyabileceğini düşünüyoruz. Yine İstanbul gibi daha önce yapılmış hiçbir eseri ötelemeden hatta ve hatta çoğu zaman da temelini o koskoca maziden alan Sinan misali fikirler bina etmeyi hedefliyoruz. Ustalığı ustalara, kalfalığı kalfalara bıraktık. Bizler bize güvenen bir Türkiye’nin geleceği olarak çıraklıktan başlayarak hem bir medeniyet inşası için fikrin temellerini atacağız hem de en kısa zamanda İstanbul Fikir Enstitüsü çatısı altında toplandığımız çok-disiplinli yapıda ustalaşacağız. Bahsetmiş olduğumuz üzere Türkiye’nin gençlik potansiyelinin farkındayız. Bizler vakit kaybetmeden 1071’in, 1389’un, 1453’ün, 1517’nin ve 1923’ün ve tarihimizde yer alan pek çok dönüm noktasının değerlerini özümseyerek 2023’lere, 2053’lere ve 2071’lere ulaştıracak olan kalemlerin sahipleri olma yolundaki talipleriz.

Saygılarımızla.

İstanbul Fikir ve Eğitim Derneği