Gelişmekte Olan Ülkelerde Büyüme Kalkınma Yanılsaması: Türkiye Örneği

Sosyal bilimler fen bilimlerine nazaran daha elastik, daha yuvarlak bilimler kümesidir. Sosyal bilimlerin içerisinde birbirine çok yakın, birbirinin yerine kullanılan bir çok kavram vardır. Özellikle ekonomi alanında bu duruma sıkça rastlanmaktadır. Benim dikkatimi çeken ve son zamanların gözde kavramları olan ”İktisadi Büyüme ve Kalkınma” bu yazının konusunu oluşturacak.

Sosyal meselelerin açıklanması noktasında net sonuçlara ulaşmak büyük zorluklar arz etmektedir. Sosyal bilimlerin konusunu insan davranışları oluşturur ve laboratuarı ise toplumun ta kendisidir. Toplumun kendisi süreçler çerçevesinde sosyal bilimleri şekillendirir, yok eder veya yeni alanlar ortaya çıkarır. Örneğin demokrasi kavramını ele alacak olursak; 1215 Magna Carta’ya kadar gideriz. Fakat dikkat etmemiz gereken nokta 1215 yılına kadar bu kavramdan bahsetmemiz mümkün değildir. Toplumlar o tarihten başlayarak demokrasi kavramını gerek müspet gerekse menfi tecrübelerle geliştirmiş ve günümüze kadar ulaştırmıştır. Dikkatinizi çekmek istediğim nokta ise demokrasi kavramının gelişim sürecinde yalnızca şu etkenler öne çıkmıştır diyebileceğimiz kavramlar yoktur. Tam da bu noktada sosyal bilimlerin ne kadar geniş bir perspektifi kapsadığına dikkat çekilmelidir.

İktisat beşeri yani insani bir sosyal bilimdir. Ekonomilerin işleyişini, üretim, tüketim, bölüşüm süreçlerini ele alarak bunları açıklamaya çalışır. Toplumların ekonomik durumlarının iyileştirilmesi, mevcut durumun analizi gibi amaçlar doğrultusunda iktisat bilimi bir araç olarak kullanılmaktadır. Sosyal bilimlerin bir cilvesi diye tabir edebileceğimiz bir nokta iktisat bilimi açısından da geçerlidir. Mevcut durum analiz edilirken veri seçiciliği yapılarak, gerçek fakat eksik verilerle yorumlar yapılarak dinleyiciler kolayca aldatılabilir.

Seçimler ile dolu bir dönemden geçtik ve önümüzde bir genel seçim mevcut. Seçimlerin ana malzemelerini ise mitingler, tartışma programları, parti vaatleri vs. gibi etmenler oluşturmaktadır. Büyüme kavramını ise bu sayılanlar içerisinde bolca duyduk ve daha da duyacağız. Asıl soru iktisadi büyüme nedir? Bu büyüme neyi ifade eder? İktisadi kalkınmayla alakası nedir? Büyüme ile kalkınma aynı şeyler midir?

Ekonomik büyüme, üretilen mal ve hizmet kapasitesinde meydana gelen artıştır. Yani bir ülkenin ekonomik büyümesi, ülke fert başına gayri safi yurtiçi hâsılasının sürekli olarak artması anlamına gelmektedir. Bir ülkede ekonomik büyümenin ne oranda meydana geldiğini belirleyebilmek için ortalama büyüme hızı ile yıllık büyüme hızı hesaplanmaktadır. Ortalama büyüme hızı, belli bir zaman dilimi içinde reel GSYH’ de meydana gelen artışı ölçmektedir.

Ekonomik kalkınma tabir caizse derya denecek büyüklükte ve önemdedir. Kalkınmanın bir tanımını yapmaya çalışacaksak eğer: Toplumun okuma yazma oranı, ortalama yaşam süresi, kişi başına düşen enerji miktarı, ortalama eğitim süresi, toplumdaki intihar sayısı, toplumsal mutluluk, kişi başına düşen milli gelir, haciz sayıları gibi araçları kapsayan çok geniş bir değişkenler kümesi kullanmak zorunda kalırız. Eğer bir kalkınmadan bahsedilecekse bu sayılan değişkenlerde iyileşme gerçekleşmelidir. Bu kadar fazla değişken içerisinde yalnızca ekonomik büyüme sonucunda ortaya çıkan kişi başına düşen gelir artışı kalkınma için yeterli değildir. Büyüme sonucunda ortaya çıkan gelirin paylaşımı ayrıca kalkınma için çok önemli bir noktadır. Eğer ki ortaya çıkan gelir toplumun geneline yayılmayıp yalnızca kaymak tabaka olarak tabir edilen toplumun üst kesimi arasında paylaşılıyorsa büyüme mefhumu toplumun geniş kesimleri için önemsiz bir olgu haline gelecektir.

Ekonomi literatüründe gelirin paylaşımının sistematiği Lorenz Eğrisi yardımıyla elde edilen Gini Katsayısı yardımıyla açıklanmaktadır. Bu katsayı 1′e yaklaştıkça gelir dağılımı daha adaletsiz 0′a yaklaştıkça daha adaletli bir hal alır. Daha açık bir dille ifade etmek gerekirse 100 lira ve 100 kişinin olduğu bir ekonomide Gini 1 ise 100 liranın tamamını 1 kişi alır ve diğer 99 kişi hiç bir şey elde etmez. Gini 0 olduğunda ise 100 lira 100 kişi arasında eşit şekilde paylaştırılır. Herkes payına düşen 1 lirayı alır.  Türkiye’nin Gini Katsayısı 2012 yılı itibari ile 0,412′dir. Gelir dağılımı adaleti noktasında en adil ülkeler kuzey ülkeleri olarak adlandırılan Norveç, İsveç, Danimarka, Finlandiya gibi ülkeler akla gelmektedir. Karşılaştırma yapabilmeniz açısından aşağıda OECD’den alınmış, bir kaç ülkenin daha katsayılarını verilmiştir [1].

  • Polonya: 0,304
  • Hollanda: 0,278
  • Avustralya: 0,324
  • Finlandiya: 0,261

Dünya bankasının yayınladığı verilere göre Türkiye gelir dağılımı adaleti sıralamasında 57. sıradadır [2].  Bu kadar bozuk bir gelir dağılımı sistemi içerisinde sizinde takdir edeceğiniz üzere atılım düzeyinde bir kalkınma hamlesinin gerçekleştirilmesi pek mümkün değildir.

Kalkınmanın bir diğer değişkeni olan ortalama yaşam süresine göz atalım. Ortalama yaşam süresinin uzunluğu bireylerin aldığı sağlık hizmetinin kalitesiyle çok yakından alakalıdır. Sağlık hizmetleri tedavi edici sağlık hizmetleri ve önleyici sağlık hizmetleri olmak üzere ikiye ayrılır. Tedavi edici hizmetler hastalığa yakalandıktan sonra yapılan işlemleri kapsamaktadır. Bu tür hizmetler genel olarak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yoğunluk göstermektedir. Diğer sağlık hizmetleri ise önleyici sağlık hizmetleridir. Bu tür hizmetler gelişmiş ülkelerde uygulanmaktadır. Daha bireyler hastalanmadan önlemler alınarak hastalık tabiri caizse daha ortaya çıkmadan tedavi edilir, bu sayede bireyler hem kendileri hastalanmadığı için üretim sürecinden geri kalmayacaklar hem de çevresine bu hastalığı yaymayacaklardır. Türkiye örneğinde görebildiğimiz ise şu an için hala tedavi amaçlı sağlık hizmetlerinin yoğunluğudur.

Ortalama yaşam süresinin uzunluğunu etkileyen diğer önemli etkenler arasında beslenme kalitesi ve barınmadır. Bireylerin beslenme kaliteleri ne kadar yüksek, yaşanan evlerin kalitesi ne kadar yüksek olursa sağlıkları o derece düzgün olacaktır. Sağlıklı bireylerin ise yaşam süreleri uzun olacaktır. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) 2014 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’nin ortalama yaşam süresi 74,4 yıldır. Bu ortalama ile Türkiye    Dünyada 96. sırada yer almaktadır. Listenin başında 88,2 yıl yaşayan Monakolular, 84,6 yıl yaşayan Japonlar, 84,2 yıl yaşayan Andoralılar yer almaktadır. Yunanlılar ortalama 79,5 yıl yaşamaktadır. Türkler Yunanlılara göre 5 yıl daha erken ölmektedir. Hepimizin malumu olduğuna göre hiç bir insan genetik olarak bir diğerinden daha üstün değildir. Ortaya çıkan bu süre farkları da bahsedildiği gibi kişilerin yaşam şartları tarafından ortaya çıkmaktadır.

Dünya bankasının yayınlamış olduğu bir diğer rapora göre Türkiye satın alma gücü paritesine göre dünyada 59. sırada [3]. 18975 dolar ile 59. sırada yer alan ülkemiz bu rakam ile Estonya, Polonya, Uruguay gibi kendimize rakip olarak bile görmediğimiz ülkelerin gerisinde kalmıştır.

Kalkınmanın dünya üzerinde kabul edilen en önemli göstergelerinden bir tanesi insani gelişmişlik endeksidir. Birleşmiş Milletler tarafından her yıl yayımlanan, ortalama yaşam süresi, okuryazarlık oranı, eğitim durumu, yaşam standartları ve yaşam kalitesi açısından ülkeleri ölçen İnsani Gelişmişlik Endeksinde Türkiye 187 ülke arasında 69′uncu sırada yer almaktadır [4].

OECD tarafından yapılan; gelir, barınma, iş imkânları, toplumsal yaşam, eğitim, çevre, sağlık, hayattan memnuniyet, güvenlik gibi ölçütlere sahip “İyi Yaşam Endeksi”nde Türkiye maalesef sonuncu sırada yer almaktadır [5].

Çalışmada örneklerle ortaya konulan olumsuzluklar her ne kadar içimizi yaralasa da mevcut durum bundan ibarettir. Türkiye bakıldığında büyüyen bir ülke olarak görülebilir fakat Türkiye maalesef ki büyüdüğü kadar kalkınan bir ülke konumunda değildir. Kalkınmanın gerçekleştirilememesi ise üretilen zenginliğin halkla paylaşılmaması, gelişmişliğin nimetlerinden toplumun geniş kitlelerinin faydalanmadığı anlamına gelir. Bütün bunları göz önüne aldığımızda toplumun alt gelir grubuna mensup vatandaşların büyüme ile övünmesi biraz absürt kaçmaktadır; çünkü büyümenin nimetlerinden onlar değil “godamanlar” faydalanmaktadır ve bu gidişat ile de faydalanmaya devam edecektir.

Bilal GÖDE

  • http://stats.oecd.org/Index.aspx?DataSetCode=IDD
  • http://wdi.worldbank.org/table/2.9
  • http://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.PP.CD?order=wbapi_data_value_2013+wbapi_data_value+wbapi_data_value-last&sort=desc
  • http://onedio.com/haber/14-gostergeyle-dunyada-turkiye-371808
  • http://www.oecdbetterlifeindex.org/#11111111111