Cezayir Tarihi Ve Dış Politika

Bugün nüfusunun %99’unu Araplar ve Berberilerin oluşturduğu Cezayir, 7.yüzyıla kadar Berberilerin yaşadığı bir coğrafyaydı. İslamiyet’in Arap yarımadasından yayılmaya başladığı 6.yüzyıl sonlarından itibaren Kuzey Afrika ve Mağrip coğrafyası Müslümanların Avrupa’ya ulaşma hedefleri üzerindeki bir güzergâh olmuş ve bölge fethedilmeye başlanmıştır. Böylece Libya, Fas, Tunus ve Cezayir yavaş yavaş Arap egemenliğine girerek bölgedeki Arap nüfusta giderek artmıştır. Berberi diyarı olarak kabul gören coğrafya artık Emevi İmparatorluğunun yönetimi altına girmiştir. Emeviler’in etkinliğini kaybetmesi ile Abbasi Hanedanlığı İslam dünyasının halifeliğini almış ve dolayısı ile Mağrip coğrafyasına hükmetmeye başlamıştır. Böylece Abbasi halifesi ile Berberi Hanedanlıklarının coğrafya üzerindeki mücadelesi başlamıştır. 13.yüzyıla kadar istila, işgal ve iç siyasal mücadelelerle geçilmiştir. Bu istikrarsız ve kaotik ortam 15.yüzyıl sonlarına kadar devam etmiştir. İspanya ve Osmanlı mücadelesi başlamıştır. Özellikle Coğrafi keşiflerin başlaması ile İspanya ve Portekiz’in deniz aşırı ülkelere gitmeye başlamış olması ve Osmanlı’nın da Akdeniz’de nüfuz sahibi olma arzusu bu iki gücü karşı karşıya getirmiştir. 16.yüzyılın başında ise İspanyollar Mağrip ve Kuzey Afrika’daki Müslüman egemenliğini sona erdirmek için Haçlı Seferleri başlatmıştır. Ferdinand’ın ölümünden sonra Korsan Oruç Reis birçok Cezayir kasabasını ele geçirerek kendini sultan ilan etmiştir. Kendinden sonra da bölge yönetimini kardeşi Hayreddin’de “Barbaros” bırakmıştır. Barbaros’un Cezayir’i Osmanlı Sultanı’nın himayesine sunması ve Osmanlı İmparatorluğunda Kaptan-ı Derya “Donanma Komutanı” olması ile Cezayir siyasal anlamda etkin bir adım atmış oluyordu. 19.yüzyıla kadar Osmanlı himayesinde kalan Cezayir ve Kuzey Afrika, Osmanlı’nın zayıflamaya başlaması ve Avrupalıların Akdeniz’de önemli bir güç haline gelmeye başlaması ile bölgedeki etkinliğini kaybetmeye başlamıştır. Özellikle başarısızlığa uğrayan Napolyon savaşları Fransa’nın kolonyal dış politika gütmesine yol açmış ve daha kolay siyasal ve ekonomik çıkar elde edebileceği bölgelere yönelmiştir. Bunların başında ise; Kuzey Afrika gelmektedir. 5 Temmuz 1830’da Cezayir’i işgal etmiş ancak ülkeye tamamen hakim olması en beş yılı aşkın bir zaman almıştır. Cezayir 1830’dan bağımsızlığını kazandığı 1962’ye kadar siyasal, sosyal ve ekonomik olarak Fransız yönetimlerinin himayesi altında kalmıştır. Fransızlar özellikle 1. ve 2. Dünya savaşlarında bölgeyi Ortadoğu’ya ulaşmak ve asker istihdamı açısından kullanmıştır. Bağımsızlık savaşının başlangıç tarihi olan 1954’e kadar tam anlamı ile modern bir kolonizasyon uygulanmıştır Cezayir üzerinde, öyle ki daha öncede bahsettiğimiz üzere tamamını Arapların ve Berberilerin oluşturduğu Cezayir toplumunda günümüzde en yaygın dil Fransızcadır.

Cihan TAŞGIN

Çalışmanın tamamına erişmek için tıklayınız.