Basmacı Hareketi ve Enver Paşa

Basmacı; baskın yapan, hücum eden demektir. Çarlık Rusya yönetimi, Türkmenistan, Başkurdistan ve Kırım’da etkin olan, halka dokunmayıp sadece Rus memurlarını soyup, yağmalayan ve ganimetleri fakir halka dağıtan çetecilere Basmacı demiştir. Bolşevik İhtilalinden sonra başlayan halk ayaklanmasına “Basmacı Hareketi” ismi, Sovyet ideologları tarafından, milli mücadele tabirinin kullanılmasını önlemek amacıyla kullanıldı. Basmacı Ayaklanması, Sovyet Rusya ve Ermeni Taşnak-Hınçak Cemiyeti tarafından sert bir şekilde bastırılmaya çalışıldı.

Sovyet Rusya yöneticilerinden Turar Rızkulov, Basmacı Hareketi’nin gelişimi ve Basmacılara yönelik müdahaleyi bu sözlerle açıklamıştır: “Hokand’daki baskının daha izleri ortadan kalkmadan ilk dokuz gün içnde muhtelif yağmalama olayları gerçekleşti. Menfaatperest Daşnaklar hemen paraya kavuşmak için şehri temizlemeye karar verdiler. Çağımızda mucizeler olmaz, ancak bu fikre inancım devrim ile birlikte her gün yaşayarak değişti. Bu bağlamda Hokand’a Daşnaklar’ın girmesiyle birlikte, bütün Ermeni mağaza sahipleri, şarap tüccarları, berberleri, kasapları ve diğer meslek gruplarından insanlar, gerçek “devrimci” oluverdiler ve Daşnaklar’ın askeri birliklerinin de şehre gelmesi ile birlikte, şehri yerle bir etmeye başladılar. Bütün iş yeri, mağazalar yağmalandı, vitrinlerde ve depolarda kıymetli eşyalar alındı ve geriye kalanlar ateşe verildi. Toplu halde öldürmeler ve kurşuna dizmeler gerçekleştirildi. Bu olayların ardından halk, gerçekten özerkçilerin haklı olduklarını, Bolşevikler’in ve Sovyetlerin Allah tanımaz, İslam düşmanları olduğu kanaatine vardı. Diğer taraftan Basmacılar mağlup olduklarını kabullenmediler ve Andican’a bir saldırı düzenleyerek 70 silah ve binlerce fişek elde ettiler. Garnizonda bulunan Daşnaklar ise olaydan eskişehir kısmında yaşayan halkı sorumlu tuttular. Garnizon’da kalanlar toplanarak Eskişehir kısmında arama yapmayı kararlaştırdılar. Yağmalama, öldürme ve tecavüz olaylarının yaşandığı bu arama tam 1 hafta sürdü. Bunun neticesinde Andican’ın Eskişehir kısmından binlerce insan basmacı saflarına katıldı. Olayların misillemesini, Basmacılar yerli halktan da aldıkları destek ile 170 askerden oluşan Daşnak birliğini çember içine alarak tek bir kişi bırakmaksızın hepsini öldürerek gerçekleştirdiler. Bu olayın ardından da yerli halk suçlandı ve 170 kişilik Daşnak birliğinin intikamını almak üzere 250 kişilik Kızıl Muhafız askeri birliği teşkil edildi. Söz konusu birlik, Sovyetler’in bölge komitesi başkanı Salaev’in komutası altında Hokand Kışlak köyüne saldırırak köyü yerle bir etti. Kaçan halk 20 verst (1600 metre) kadar takip edildi ve tamamı öldürüldü. Bir başka askeri birlik Basmacılarla Suzak köyü civarında karşılaştı. Köy halkı Basmacıları nehrin liman kısmına sakladı bundan dolayı köy halkı tek kişi bırakılmaksızın kurşuna dizildi ve cesetleri bir ay boyunca köpeklere bırakıldı. Konovalov’un komutası altındaki Kızıl Ordu’nun üçüncü askeri birliği Bazarkorgan’a Basmacılar’ı takip etmek üzere gitti. Bu birlik ilerlerken mümkün mertebe dikkatleri üzerine çekmeden, gizlice ilerlemeyi tercih ediyordu. Bazarkorgan’a vardıklarında Basmacılarla karşılaştılar, 24 saat süren savaşın neticesinde Basmacılar savaş meydanından gizlice geri çekildi. Konovalov, Bazarkorgan’ı terk edişinde, bölgede bulunan Rus müstemlekeci Nikolskoe’yi bölgeyi temizlemekle görevlendirdi. Kulaklar (toprak ağaları) Bazarkorgan’ı 22 gün boyunca “temizlerledi”. Önce yağmalama, ardından öldürme ve en sonunda hiçbir şey bırakmaksızın herşeyi imha etmek şeklinde eylemlerini tamamlıyorlardı. Erkekler Basmacılara yardım ettikleri gerekçesi ile idam edilirken, çocuklar bir gün büyüyünce onların da Basmacı olma ihtimali var düşüncesi ile kurşuna dizildi.

Doğu Cephesi kumandanı olan M.W. Frunze, doğu cephesi kıtalarının güney bölüklerine Türkistan Cephesi denilmeye başlandıktan sonra, cephenin komutasını ele alan kişi oldu. Frunze komutasındakilerle birlikte 22 Şubat 1920’de Taşkent’e geldiğinde, Basmacılara karşı ilk kez sistemli bir karşı duruş başladı. Türkistan’daki direniş Enver Paşa’nın Buhara’ya gelmesinden sonra 1921’de tekrar hareketlendi. 9 Kasım 1921’de Enver Paşa Türkistan halkına seslenişinde: “Arkadaşlar! Türkistan’ın mukaddes davası uğrunda yapılan mücadeleye bende karışmaya karar verdim. İçinizde bizimle beraber çalışmak isteyen varsa, teklif edeceğim yemini kabul etsin! Fakat, içinizde çoluk çocuğunun Ruslar’ın eli altında olduğunu düşünerek endişe ve tereddüt gösteren varsa açıkça söylesin. Emrediyorum!” dedi. Enver Paşa’nın isyanı tekrar canlandırması üzerine, Ruslar halk arasında onun itibarını zedelemek için İngiliz casusu olduğu şeklinde propaganda faaliyetleri yürüttüler fakat halk tarafından bu propagandaya ilgi gösterilmedi. Enver Paşa Buhara’da, Genç Buhara Hareketi’ne katılarak Basmacılarla birleşti ve doğu bölgesi halkını Taşkent’e doğru ayaklandırdı. Enver Paşa yaklaşık olarak 1 yıl süren direnişi sırasında Duşanbe’yi Ruslardan almayı başardı. Lenin’e ultimatom gönderdi ve Taşkent’in boşaltılmasını istedi. Enver Paşa Sovyetler’in en büyük korkusu haline geldi. Ruslar’ın, 4 Ağustos 1922’de Belcuvan’daki karargaha yapılan saldırısı sonucunda, şehit edildi. Enver Paşa, 30.000 Türkistanlı’nın katıldığı cenaze namazıyla 5 Eylül 1922’de toprağa verildi. Naaşı 30 Temmuz 1996’da Türkiye’ye getirildi.

Enver Paşa’nın ölümü Türkistan halkını derinden üzdü. Buhara Cumhurbaşkanı Osman Hoca Enver Paşa’nın ardından kaleme aldığı mersiyesinde:

“Türk Bala’sı Uruslardan çok sıkıldı,
Er kırıldı, kız ezildi, yurt yıkıldı.
Hamiyetli Enver Paşa onu kurtarmak, Gelip azad etmek için şehit oldu,
İntikam!.. Al intikam!..”

Sözleriyle Türkistan halkına seslendi. Özbekistan Türk’ü Nabican Bakiyev’in “Enver Paşa’nın Vasiyeti” kitabında, Enver Paşa’nın son sözleri yer almaktadır.

“Kardeşlerim, bildiğiniz gibi ben, Allah’ın en kutsal rütbesi olan şehadet şerbetini içmek niyetiyle Türkiye ve Arabistan’da kafirlere karşı savaştım. Nasip değilmiş, oralarda şehit olamadım. Azgın Kızılların ormanında ıstırap çekmekte olan siz kardeşlerime yardım etmek için, pek çok meşakkatlere katlanarak Buhara’ya geldim. Hürriyet ve istiklal yolunda on binden fazla kandaşım saflarımıza katıldı.

Ey soy ve din kardeşlerim, bugün Doğu Buhara’nın Belcivan’ında inşallah en şerefli rütbe olan şahadete nail olacağım. Hayatımın son anlarında siz soy kardeşlerime vasiyet ederim ki, vatan ve din uğrunda mücadele etmekte olan mücahitler safına katılın, onları yalnız bırakmayın. Böyle yaparsanız Peygamberimizin ruhunu şad edersiniz. Halkınızı ve vatanınızı kurtarırsanız benim de ruhumu şad etmiş olursunuz.

Ölümden korkmayın. Her canlı ölümü tadacaktır.”

Merve Rabia MERAL

KAYNAKÇA

Abdülkadir Donuk, DİA, Basmacı Hareketi, Cilt 5

Ali Bademci, Türkistan’da Enver Paşa’nın Umumî Muhaberat Müdürü Molla Nâfiz’in Hâtıraları: Sarıklı Basmacı

Aydın İdil, Enver Paşa’nın son savaşı: Basmacı Hareketinin Önderi Seyyid Enver Emir-i Leşker-i İslam

Baymirza Hayit, Basmacılar: Türkistan Milli Mücadele Tarihi (1917-1934)

Baymirza Hayit, Sovyetler Birliği’ndeki Türklüğün ve İslamın Bazı Meseleleri

İlyas Kara, Enver Paşa: Basmacılar İsyanı

Marie Broxup, Basmacılar

Nabican Bakiyev, Enver Paşa’nın Vasiyeti