Arap Baharı ve Suriye İç Çatışması

2010 yılı Ekim ayında içerisinde bulunduğu ekonomik kriz sonucunda isyan eden ve Tunus’ta kendini yakarak hükümeti protesto eden meyve satıcısı Muhammed Bouazizzi Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin ilk fitilini ateşlemiş oldu. Birkaç ay içerisinde bu dalga despot yönetimler altındaki Tunus, Mısır ve Libya’ya yayıldı. Protestolar bölgeyi adeta kuşatma altına alarak uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. O günden sonra istikrarlı otoriter rejimlerdeki çalkantılar arttı ve demokratikleşme isteklerinin halk nezdinde uyandırdığı yankı güçlü otokrasi gözüken tüm bölge rejimleri üzerinde bir tehdit unsuru haline geldi.

Bouazizzi’nin bireysel tepkisini takip eden günlerde, protestolar artarak devam etti. Zamanla protestoculara müdahale sertleşti ve güvenlik güçleri tarafından bazı protestocular öldürüldü. Daha sonra protestolarda şehit olanlar için yas mitingleri düzenlenmeye başladı. Gösterilerin başlarında yankı uyandıran haberler yapan ve halkı mobilize eden Arap televizyon Kanalı Al Jazeera, Arap Bahar’ının başlangıcında halkı bilgilendirme ve yayınladığı bireysel ya da kitlesel protesto videoları ile etki etme konusunda önemli rol oynadı. Protestolar çok kısa bir sürede Tunus’un başkentine yayıldı. Daha sonraki haftalarda adeta bir domino etkisi ile gösteriler komşu ülkelere sıçradı. Libya’nın belli noktalarındaki protestolar çatışmalara dönüşmeye başladı. Toplumun her kesiminden insanlar Arap Baharı sürecinde sokak gösterilerine katıldı. Bunların da içinde genç, yaşlı, kadın, erkek, Müslüman, Hıristiyan ve farklı dinsel, mezhepsel gruplar aynı meydanlarda demokrasi talepleri için bir araya geldi.

Abdurrahim El Sarraj – Cihan Taşgın

Çalışmanın tamamına erişmek için tıklayınız.