6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a Pratik Bir Bakış

1995 yılında yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 2003 yılında kapsamlı şekilde değişikliğe uğramıştı. Ancak özellikle son on yılda ortaya çıkan gelişmeler ve yeni Borçlar Kanunu ile yeni Ticaret Kanunu’na Tüketici Hukuku bakımından uyum için yeni bir kanuna ihtiyaç vardı.

Kanun’un temel amaçları genel olarak şu şekilde sıralandıktan sonra 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun düzenlemelerini belirli başlıklar altında incelemek faydalı olacaktır:

  • Tüketicinin haklarını ön plana çıkarmak suretiyle piyasadaki rekabet ortamının gelişmesine katkı sağlanması
  • Tüketiciye sunulan mal ve hizmetlerde kalite standardının yükseltilmesi
  • Tüketicilerin mahkeme dışı çözüm organları sayesinde haklarını etkin, hızlı ve masrafsız arayabilmelerinin önünün açılması
  • Bürokratik işlemlerin azaltılması

Tüketici Sözleşmesine İlişkin Şartlar

Tüketici Kanunu’na tabi tüm sözleşmeler en az on iki punto büyüklüğünde, “anlaşılabilir” bir dilde, açık, sade ve okunabilir şekilde düzenlenmelidir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanacaktır. Sözleşmede öngörülen koşullar, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemeyecektir.

Sözleşmenin ve eklerinin bir nüshasının tüketiciye verilmesi de zorunludur. Ayrıca; tüketiciden talep edilecek her türlü ücret ve masrafa ilişkin bilgiler, sözleşmenin eki olarak kâğıt üzerinde yazılı şekilde tüketiciye verilmelidir. Sözleşmenin bilgisayar, telefon, faks gibi uzaktan iletişim araçlarıyla kurulması halinde; söz konusu bilgiler kullanılan uzaktan iletişim aracına uygun şekilde verilmelidir. Bu halde de söz konusu bilgilerin tüketiciye verildiğinin ispatı ise sözleşmeyi düzenleyene aittir.

Aidat, Kart Ücreti ve Faize İlişkin Düzenlemeler

Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden “faiz dışında” alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenecektir. Bu durumda bankaların kredi kartı, hesap işletim ücreti gibi tüketiciye karşı haksız taleplerinin önüne geçilecektir.  Ayrıca tüketici borcunu ödemekte temerrüde düşmüş olsa bile hiçbir tüketici işleminde bileşik faiz uygulanmayacaktır.

Haksız Şart ve Sonuçları

Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, Kanun o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediğini kabul etmektedir. Haksız şart ise; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dahil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar Kanun uyarınca kesin hükümsüzdür.

Sözleşmeyi düzenleyen taraf, haksız şartların geçersiz sayılması nedeniyle, diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremeyecek; sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri ise geçerliliğini korumaya devam edecektir.

Sipariş Edilmeyen Malın Tüketiciye Sunulması

Sipariş edilmeyen bir malın tüketiciye gönderilmesi ya da hizmetin sunulması halinde tüketiciye karşı herhangi bir hak ileri sürülemeyecektir. Tüketicinin sessiz kalması ya da mal veya hizmeti kullanmış olması, sözleşmenin kurulmuş olması anlamına gelmeyeceği gibi tüketicinin malı geri göndermek veya muhafaza etmek gibi bir yükümlülüğü de yoktur.

Ayıplı Mal

Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ürünün tanıtımında bahsedilen özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da Kanun hükümlerince ayıplı olarak kabul edilmektedir.

Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde malda ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilecektir. Ancak tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hallerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmayacaktır.

Satışa sunulacak ayıplı malda üretici, ithalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde malın ayıbına ilişkin açıklayıcı bilgi bulunmalıdır. Ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde açıkça gösterilmesi zorunludur.

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin hakları aşağıdaki gibi olup satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür:

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme
  • Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme
  • İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme

Bu haklardan ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur.

Ayıplı maldan sorumluluk -Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde- ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.

Ayıplı Hizmet

Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir. Hizmet tanıtımında bildirilen özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır.

Hizmetin ayıplı ifa edilmesi durumunda tüketicinin hakları aşağıdaki gibi olup hizmet sağlayıcısı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür:

  • Hizmetin yeniden görülmesi
  • Hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı
  • Ayıp oranında bedelden indirim
  • Sözleşmeden dönme

Tüketici, bu haklarından biriyle birlikte Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilecektir. Ücretsiz onarım veya hizmetin yeniden görülmesinin sağlayıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması halinde tüketici bu hakları kullanamayacaktır. Ayıbın giderilmesinde süre, talebin sağlayıcıya yöneltilmesinden itibaren otuz iş gününü geçemez. Aksi halde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanabilecektir.

Ayıplı hizmetten sorumluluk -Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde- ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, hizmetin ifası tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmayacaktır.

Rasim Can ÇAKIR